24 Ocak 2013 Perşembe

AŞK SEÇİM MİDİR


Arkadaşım “ay ne oldu biliyor musun? “ diyerek kapıdan giriyor. Yüzü mutluluktan pırıl pırıl, sesi cıvıl cıvıl. “ Ne oldu? “ diyorum. “ Evleniyorum “ diyor neşe içinde. Aman ne güzel…  Başlıyor heyecan içinde anlatmaya “ dün akşam yemeğe gittiğimizde beni seçtiğini söyledi ve evlilik hazırlıklarına başlamamı istedi. Efendim, ben iyi bir anneymişim, tahsil terbiyem iyiymiş, oturup kalkmasını, yerine göre giyinmesini biliyormuşum. İyi bir ev kadınıymışım falan.  Benden daha ideal bir eş olmazmış”. Arkadaşım bunları anlatırken benim beynimden “ Başka alternatifleride mi varmış ki seni seçmiş? “ sorusu geçiyor ama arkadaşımın moralini bozmamak için bu soruyu kendime saklıyorum. Sadece ağzımdan “ Hani aşk, sevgi nerede? “ sorusu kaçıveriyor. Arkadaşımın o gülen gözleri sarsılan gururunu ifşa edercesine donuklaşıyor ve “ Tokat atsaydın daha iyiydi Yasemin “ diyor. Hemen kendini toparlıyor ve “ Amaaann bu yaştan sonra aşk mı olurmuş? Elindekinle idare edeceksin. Hem bak adam beni çok beğeniyor, ben de yalnız yaşlanmak istemiyorum “ diyor. Belki de kendine göre haklı. Yirmi yaşına gelmiş kızıyla senelerdir yalnız yaşayan arkadaşım, kızının yakında evden uçacağının bilincinde kendini garantiye almak istiyor. Eh hazır da talip var…

Çocukluğumdan beri yaşadıklarım sayesinde seçilmemenin insanda ne gibi duygular yarattığını bilirim. Buna karşılık seçilmenin insanın nasıl gururunu okşayacağını da. Ancak geldiğim noktada kendi değerimin başkaları tarafından biçilmesine izin vermeyi artık çok anlamsız buluyorum. Eskiden, kendime fazla değer biçemediğim dönemlerde, başkalarının övgülerine ben de çok ihtiyaç duyardım. Övgü aldıkça gururum okşanır ancak o övgünün ben de yarattığı olumlu duygu fazla sürmezdi. E normal, insan kendi kendini değerli bulmayınca başkalarının yarattığı olumlu histe anlık oluyor. Arkadaşımın içinde bulunduğu durumu düşünüyorum. Bana biri böyle bir şey dese herhalde cevabım “ sen kimsin ki beni seçiyorsun?” gibi muhtemelen çok agresif olarak algılanacak bir cevap olurdu. Hele de konu evlilik gibi temelinde muhakkak sevgi barındırması gereken bir konuysa.

Her ne kadar yaş itibari ile yeni bir ilişki veya yeni bir evlilik yaşamak zor da olsa, sevgisiz yola çıkan her aşk veya evlilik gemisinin eninde sonunda karaya oturacağına inanıyorum. Madde madde beğendiği konulardan birinde bir aksaklık çıksa ne olacak? “İyi bir annesin” demiş ya, hepimiz anneyiz ama  zaman zaman hatalar yapabiliyoruz. Diyelim ki gene öyle bir hata yaptık. Al sana gitti işte kredin. Veya her zaman efendi düzgün giyinirken o gün tutturamadın, saçma sapan bir şey giyindin. Ne olacak?!  Adam yaptığı seçimden pişman, kadın ise devamlı o standartı tutturabilmenin gerginliğinde.

Şartlı sevginin her iki tarafı da değil mutluluk bilakis mutsuzluğa sürükleyeceğine neredeyse kalıbımı basabilirim. Yalnızlık konusuna gelince, bu tür bir ilişkinin içinde gene yalnız olur insan. Değişen bir şey olmaz. Bir de üstüne başka birinin sorumluluğu da yüklenir. Bana göre feci bir durum. Onun yerine hayatı kendi istediğim gibi yaşayacağım dolu bir yalnızlığı tercih ederim. Yalnız kalmamak adına seçimini kendisinden yana yapmış(!) beyefendi ile evlilik planları yapan arkadaşıma, mutluluğunu bozmamak adına ağzımdan kaçan tek cümle haricinde bir şey demiyorum. Sadece buruk bir “ hayırlı olsun “ la mutluluğuna ortak olmaya çalışıyorum, derinimde yarınların mutsuzluğa gebe olduğunu bilerek…

24.01.2013

2 yorum:

KESEKAĞIDI dedi ki...

Evet çok güzel düşünmüşsüün, senin yazılarını kendime çok yakın buluyorum o yüzden de keyifle okuyorum ...

Yasemin Pforr dedi ki...

teşekkür ederim canım...senin de kalemin kuvvetliymiş..:)