25 Şubat 2015 Çarşamba

HİÇ Mİ GÜZEL ŞEYLER OLMAZ?

Her gün kara bir haber... Bu memlekette hiç mi güzel şeyler olmaz? Şöyle gurur duyup alkışlayacağımız bir başarı, sevinç duyacağımız bir mutluluk. En son ne zaman ülkem adına ortak bir sevinçte buluştuk, hatırlamıyorum bile...

Ölümün kol gezdiği bir ülkede yaşıyoruz. Gün geçmiyor ki içinde anlamsızlık barındırmayan bir ölüm haberi almayalım. Özellikle son iki haftadır nefes aldırmadan yağıyor üzücü haberler. En son dört şehidimiz var. Keşif uçakları düşmüş. Kaza diyorlar. İki uçak aynı anda… Bilmem ki? Şüpheli. Geçen hafta daha da beter. Vahşet gezdi sokaklarda. Eskiden “münferit  olay“ derdi Başgan. Şimdilerde demiyor. Eskidi kelime herhalde. ”Fıtrat “ moda oldu bu ara. Ne memleketiz yahu? Her şey fıtratımızda var! Bu fıtrat hep kötü şeylere mi çalışıyor? Hiç iyi şeyler fıtratımızda olmaz mı? Daha doğarken mi kara yazılmış defter? Öyle olmalı…

Oysa öyle ihtiyacımız var ki iyi haberlere. Dünya Kupası’nda Türkiye’nin üçüncü olduğu yıllardaki gibi hepimizi,  kadın- erkek, sağ-sol demeden yekvücut yapıp sevindirecek başarılara. Göğsümüz kabara kabara Türk olmanın gururunu hissetmeye. Herhangi bir alanda uluslararası arenada kendimizi iyi bir şeyle göstermeye… Son yıllarda, Başgan sayesinde  ülkemiz hiç olmadığı kadar duyuldu dünyada da, hani diyorum güzel şeylerle anılsak. Rezil olmadan, ülkemize yakışır şekilde yer alsak dünya gündeminde. İster spor olsun, ister sanat olsun, ister bilim olsun her hangi bir alanda. Şöyle coşsak hep beraber, sevinsek el ele…

Hoş, benim ki de lâf-ı güzaf! Daha bir genç kızımızın vahşice öldürülmesinde bile tam birleşemedik toplum olarak. Ne acı! Öldürülen üniversite öğrencisi Fırat’ın siyasi kimliği vardı, hadi ondan birleşemedik diyelim ama ya kartopu oynamak gibi son derece masum bir fiiliyatın içindeyken öldürülen Nuh Köklü’de birleşememeye ne demeli? Ama olmaz, o da gazeteciydi. Demiştir bir şeyler. Nitekim de demiş. Attığı tweetlerde gördük. O da olmadı. Ya Özgecan?  Mini etek giymiştir, o da olmadı. Olamıyor…

Toplum olarak böyle acı haberler aldığımızda, sosyal medyada duyarlılık göstermeyip çiçek böcek, bireysel keyiflerini paylaşanlara kızıyorum. Kızıyordum. Bir yandan da düşünüyorum, o kadar kara ki dünya, kendi yarattığımız küçük mutluluklara sığınmaktan başka çaremiz yok. Ayakta kalmak, direnmek için nefes alabildiğimiz dar alanlarda anlık rahatlamalara ihtiyaç duyuyoruz hepimiz. Başka türlü başa çıkılabilecek gibi değil. Bir yaşam biçimi haline dönüştü bu karanlıkta yaşamak. Kapkaranlık bir gecede, yolumuzu kaybetmeden yürümemizi sağlayan yıldızlar gibi bu kaçamaklar.


Gene de göğsümü kabartacak, inancımı yitirtmeyecek milli bir başarı duymak istiyorum. Hasret kaldık güzel haberlere. Spor tabii ki önemli ama sanatsal veya bilimsel alanda olsa… Ooo dediğinizi duyar gibiyim ama gönül bu; istiyor işte…

Hiç yorum yok: