25 Nisan 2014 Cuma

ÇOCUK RUHLARIMIZA SELAM OLSUN

Bu gün 23 Nisan, bu gün günlerden çocuk…

Yüce Atatürk’ün, geleceğin mimarları olarak gördüğü çocuklara hediye ettiği Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Çocuklar tatil diye sevinç içinde, okullardaki törenlerde görevleri olanlar ise heyecanlı bu sabah. Gene şiirler okunup, şarkılar söylenecek. Gene çocuklarımız için her şey feda minvalinde konuşmalar yapacak devlet. Herkes bu mutluluk oyununda üzerine düşen rolü oynayacak, repliklerinde satır atlamadan. Başarıyla atlatılacak bu gün. Yarın bıraktığımız yerden devam etmek üzere…

İşin aslı, çocuk hakları açısından baktığımızda birçok ülkeden geride bir ülkede yaşıyoruz maalesef. Hala okula gitmeyen birçok çocuğumuz olduğu gibi, sayısını bile tam tespit edemediğimiz çocuk işçilerimiz var. Failleri serbest bırakılan tecavüze uğrayan, kız çocuk diye okula gönderilmeyen kız çocuklarımız var. Değil Anadolu’nun, İstanbul’un bile varoşlarında ayağında giyecek ayakkabısı olmadan okula giden öğrencilerimiz var. Çarpık bir eğitim sistemi nedeniyle tam da çocukluklarını yaşamaları gereken dönemde, törpülenmemiş yaratıcılıklarının eyleme dönüşeceği dönemde iyi bir okula girebilmek için deli gibi çalışan, o dershaneden bu özel derse taşınan on iki-on dört yaş arası çocuklarımız var. Özetle Türkiye nüfusunun çok küçük bir yüzdesini oluşturan şanslı çocuklarımız haricinde çoğu çocuğumuz için pek de bayram değil aslında.

Çocukluk, henüz hayatın virajlı yollarında darbe almadan, saflığın, yaratıcılığın, hayata inancın, yaşam sevincinin dorukta olması gereken yıllar oysa ki!  Çocukluk yıllarında kurulan hayallerin gerçekleştirilmeye çalışılmasıyla geçmeli yetişkinliğe. O hayallerde ekilir geleceğe dair en güzel tohumlar. O tohumları yeşertip büyütmeye çalışmalı çocuklar. Ancak öyle bir olanak tanımıyoruz çocuklarımıza. Daha filizlenemeden çürüyor tohumlar…

Bana göre çocuk bir mucize… Ana rahminden oluşumuyla, doğumuyla, tamamen sıfır kayıtla başladığı hayatta kısa sürede öğrenme yetisiyle, henüz kalıplaştırılmamış beyinleri ile inanılmaz yaratıcılığıyla, örselenmemiş ruhlarının saflığı ile Tanrının sunduğu bir mucize… Dışarıdan görünen, yetişkinlerin çocuklara hayatı öğrettiğidir ama bana göre yetişkinler daha çok öğrenir çocuklardan. Çocuklarını dinleyen, onları anlamaya çalışan, onlara eşlik eden ebeveynler daha çok yararlanabiliyorlar bu ayrıcalıktan. “O daha çocuk, o ne bilsin ki? “ düşüncesi ile yaklaşan ebeveynler kaçırıyorlar maalesef, bu okullarda bile bulunmayan doğal öğrenim şansını.

Halbuki çocuğun geniş hayal paletinden, henüz keşfedilmemiş renklerinden biz yetişkinler de ruhumuzu boyasak, ruhumuzun kararmış kıvrımları arasında saklanmış çocuk ruhumuza oyun oynamaya izin versek daha keyifle yaşanabilir olmaz mı hayat?
Çocuğun varlığı biz yetişkinlere bayram aslında. Kalıplaşmış dünyamıza nefesiyle can katan, önyargılarımızla kirlettiğimiz pencerelerimizi saflığı ile temizleyen, hayalleri ile bize de yol gösteren, neşesiyle kararmış ruhlarımızı aydınlatan mucizevi bir varlık çocuk.

Bu gün 23 Nisan. Sadece yaşı küçük değil çocukların değil, yaşı büyük bizlerin de bayramı kutlu olsun…

Çocuk ruhlarımıza selam olsun...

http://www.bilgelog.com/bu-gun-gunlerden-cocuk/

Hiç yorum yok: