28 Haziran 2013 Cuma

NEDİR BU KOLTUK SEVDASI?


Yıllardır ne çektiysek şu siyasilerin koltuk sevdasından çektik! Gelmiş geçmiş zaman içinde  tüm siyasi liderler ya ölünceye kadar ya da partileri kapanıncaya kadar şu kıymetli koltuklarına yapışıp kaldılar. Bir tek Deniz Baykal uymadı bu tabloya. 2010 yılında istifa etti ama öyle hayırlı bir iş işleyeyim diye değil. Özel hayatı ile ilgili bir video sızdırılınca basına , büyümesin işler diye... İyi de oldu valla… 8 sene boyunca ne yaptığı belli olmayan statik bir muhalefet sergiledi. Ha yerine Kemal Kılıçdaroğlu geçti de ne oldu? Değişen bir şey yok… Gene aynı terane.. Muhalefet mi değil mi belli değil! Atatürk’ün partisi olduklarına şükretsinler. Hala eski alışkanlıklarla oy toplayarak Türkiye’nin ikinci güçlü ve ana muhalefet partisi konumunda CHP. Bir de tabii alternatifsizlikten…

Nedir bu koltuğun büyüsü? Koltuklara oturmadan önce 404’mü sürülüyor da bunlar bir türlü kalkamıyorlar o koltuktan? Yoksa siyasi erk mi bunları o koltuğa bağlayan? İnsan psikolojisini az buçuk biliyorsam “güç” insanı dinden imandan çıkarabilen bir duygu. Bunlarınki de öyle… O koltukta oturdukları sürece kendilerini güçlü, dünyanın olmasa bile belli bir kesimin hakimi gibi görüyorlar kendilerini zaar. Köy ağaları, aşiret reisleri gibi... Hatta hatta tanrı gibi… Herkeste bir hükmetme arzusu… Vay be!

Bu gün okudum. CHP Sayın Emine Ülker Tarhan’ı tekrar grup başkanvekilliğine getirmemiş. Neden? Bu cesur kadın değil mi TOMa’ların önünde oturup onlara meydan okuyan? Kaç tane CHP milletvekili bir zahmet Gezi olaylarının bir fiil içinde yer aldı. Sayın Kılıçdaroğlu “ gençleri anlıyoruz, onları takdir ediyoruz” diye beyanlar verdi ama tuttu mu ellerinden? Onların mücadelesinde yanlarında olduğunu gösteren bir iki kıçıkırık beyandan başka herhangi bir şey yaptı mı? Sayın Tarhan yaptı ama… Ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin adına yakışır şekilde halkın yanında oldu. Fark edildi, beğenildi, güvenirliliği arttı. CHP’nin yeni başkanı olması arzu edildiği dillere geldi. Bu mudur sizi korkutan Sayın Kılıçdaroğlu? Onun için mi önünü kestiniz sayın milletvekilinizin? Ha bir de mecliste çok cesur,güzel konuşmalar yapan Sayın Sedef Küçük var. O da milletvekiliniz.. Bildiniz mi? Anlaşılan cesaret adına ne varsa kadınlarda var... Kadınlar Partisi mi kursak?

Halbuki tarihe geçecek günler yaşadığımız şu dönemde parti başkanlığından istifa edip hem partinizi hem de Türkiye’yi daha demokratik bir geleceğe taşımaya daha uygun bir lidere bırakmak, sizin de gelecekte daha şerefli ve saygın hatırlanmanızı sağlardı. Bu gidişle iktidar olmanız pek mümkün görünmüyor. Dolayısı ile Türkiye’nin Başbakanları arasında yer alacak gibi görünmüyorsunuz. Türkiye’nin şu an içinde bulunduğu alternatifsizliğe de fazla güvenmeyin derim. Gördünüz hızır gibi gençler geliyor. Kuruverirler bir parti, ne olduğunuzu şaşırırsınız. Yıllar sonra başarısız bir parti lideri olarak anılmaktansa, ülkesinin geleceği adına “güç”ten vazgeçebilmiş bir parti lideri olarak saygıyla anılmak bence gayet iyi bir alternatif sizin için…

Sayın Başbakan, Başbakanımız diyemiyorum zira kendisi bizi “onlar, bunlar “diye ayrı bir kefeye koyuyor, Recep Tayyip Erdoğan içinse bir şey diyemiyorum. Allah’a havale ettim…

Özellikle İngiltere’de uygulanan ama diğer Avrupa ülkelerinde de görülen bir şeydir; başbakanlığı kaybedince parti liderliğinden de ya da parti liderliğini kaybedince başbakan ise başbakanlıktan da istifa etmek… Nedense, batıya çok düşkün olmamıza rağmen  memleketimize bu adet uğramamış… Oysa hepimizin gideceği yer kara toprak… Bu dünyada yaptıklarınla arkanda iyilikle, güzellikle, saygıyla anılacak güzel şeyler bırakmadıkça, gücün olmuş, hükmetmişsin ne fayda? Hepsi boş, hepsi tırıvırı…



Hiç yorum yok: