18 Mart 2013 Pazartesi

ALLEGRO ARTIK MÜZİĞİM


Evet, tam bir ay oldu kitabım piyasaya çıkalı… Nasıl oldu da karalarken iş kitap çıkarmaya kadar geldi inanın ben de bilmiyorum. Ama kitabımı baskıdan çıktığı gün, ilk elime aldığımda kokusunu nasıl içime çektiğim, bebeğimi ilk defa kucağıma almışçasına sarıldığım an hep aklımda. Öyle güzel bir duyguydu ki! Kızım doğduğunda da böyle hissetmiştim. Tamamlanmış…

Bu bir aydır bende bir şımarıklık hali mevcut, biliyorum… Her şeyden önce taa çocukluğumdan beri ulaşılmaz bir hayal olarak gördüğüm bu noktaya ulaşabilmiş olmak beni kendimin en üst noktasına çıkaran. Dahası bu kitapla hiç tanımadığım insanlara dokunabilmek, onların duygularına tercüman olabilmiş olmak ve dahi onlara ışık tuttuğumu öğrenmek beni tamamlanmış hissine ulaştıran. Henüz “yazar” denmek için yiyecek kırk fırın daha ekmeğim olduğunu da biliyorum ama gene de hayalimi gerçekleştirmekten, gördüğüm ilgiden şımardım. Ne yalan söyleyeyim, kendime bu hakkı tanıyorum.

Durun İnecek Var diyerek sıyrıldığım eski yaşantımdan sonra en nihayet tekrar yaşam trenine binmiş gibi hissediyorum. 27 senedir içinde cebelleştiğim hayatımdan artık hiçbir iz yok yeni yaşamımda. Daha az insanla, daha az parayla ama daha dolu dolu yaşıyorum hayatı. Yeni yeni insanlarda giriyor hayatıma. Paletimdeki renkler çoğalıyor ama artık ben seçiyorum ekleyeceğim renkleri. Yalnızlığımı da seviyorum. Kuru kalabalık yerine anlamı olan renkler serpiştiriyoum tuvalimin üstüne. Minimalist bir yaklaşımım var hayata. Az ama öz olsun istiyorum her şey.

İlginçtir ki senelerdir uyum sağlamak adına çoğu şeye “peki” derken, şimdi çizgimi belirlemiş, “hayır”larım belli olmasına rağmen daha içten ve derin dostluklar yaşıyorum. En güzeli ise senelerdir öfke yağmuruna tuttuğum annemle ilişkimizin düzelmesi. O da bende içimizdekileri döktükçe, anlatılmayanları anlattıkça çok daha iyi anlamaya başladık birbirimizi. Öfkenin kararttığı gözümdeki perde kalkınca daha iyi ve doğru görmeye başladım bazı şeyleri ve en önemlisi aslında içimde her daim mevcut sevgimi perdesiz, yalın gösterebilmeye başladım. Perdeden filtrelenmeyince ulaştı sevgim onun yüreğine. Ahh annem, nasıl da haksızlık etmişim sana yıllarca...

Mutluyum… Kendimle barışığım... Biliyorum bu daha başlangıç ama artık yol benim yolum. Bundan sonrası benim seçtiğim duraklar olacak. Belki gene hatalar yapacağım. Olsun hatalar da benim olacak. Kimseyi suçlamayacağım. “Ben seçtim, ben yanlış yaptım” olacak. Hatalardan da korkmuyorum artık. Hatta onların benim yol almamda olması gerekenler olduğunu düşünüyorum. Derslerimi alıp ilerleyeceğim. Yol ayrımlarında hangi yönü seçeceğime ben karar vereceğim. Artık harita benim, pusula benim…

Oradan buradan kırık dökük notalarla çalmıyor artık müziğim. Kendi notalarımla güzel bir senfoni besteliyorum, kendi kulağıma hoş gelen. Eminim, allegrosu, andantesi, vivacesiyle güzel bir eser olacak…

2 yorum:

Yasemin Pforr dedi ki...

Yasemin Hanımcığım. Ne kadar güzelsiniz. Acizane kanımca, büyük insan olmak böyle başlıyor genç yaşlarda demek ki. Ne kadar cesursunuz. Ne kadar dürüstsünüz. Ne kadar savaşçısınız. Ve en önemlisi, ne kadar kocaman bir yüreğiniz var. Sizi özenerek seyrediyorum. Allegro müzik size çok yakıştı... Sevgiler. Sevil Bayer

Yasemin Pforr dedi ki...

Çocukluğundan beri seni tanıyan biri olarak okuduklarım beni mest etti. Düzlüğe çıkmış olmak hissini çok mutlu olarak okudum, içimde hissettim. Ayrı yollardan, aynı yerlere varıyor insan yaş aldıkça, yaşadıkça. Sevdiği bir dostunun mutluluğunu, ruh dinginliğini görmek çok ayrı mutlu ediyor insanı. Yol uzun, tepeleri düzleri ve daha nice zirveler var önümüzde... Bu noktayı unutma canım. Bundan sonra olur da tökezlersen, düşüş noktan burası olsun. Gözün aydın, yolun açık olsun canım. Petek Çırpılı