22 Mayıs 2013 Çarşamba

BOĞAZİÇİ'NİN FISILTILARI


Suyun kenarında doğmuşum. Aslen İzmir’liyim ama şartlar gereği İstanbul’a geldiğimiz 1976 yılından beri hep suyun yanındaydım. İlk geldiğimiz Yeşilköy’de de evimiz deniz kenarı idi, sonra 1980 yılında yerleştiğimiz Emirgan’da da. O gün bu gündür Boğaz boyundan hiç ayrılmadım.

Lise’yi Boğaz’da bitirdim. Üniversite’ye Boğaziçi’ne gittim. İlk sevgilileri, ilk elele tutuşmaları Bebek’te yaşadım. Şimdi Bebek Parkı olan yerde, o zamanlar bulunan Şadırvan’da ilk içkimi içtim. Sevgilimden Bebek’te ayrıldım. Rumelihisarı’nda evlendim.  Çocuğumu Rumelihisarı- Bebek arası pusette gezdirerek büyüttüm. Bebek Park’ında oynattım. Gene aynı güzergah üzerinde diyetime eşlik eden yürüyüşümü yaptım. Rumelihisarı’nda boşandım. Dostlarımla kah Ortaköy’de kah Bebek’te kah Yeniköy’de ama illa Boğaz boyunda bir yerde buluşup gülüp söyledim. Dertlerimi, gözyaşlarımı Boğaz suyuna akıttım. Hala Boğaz’da yaşıyorum.

Belki hayatımın en önemli evrelerini hep bu su boyunda geçirdiğim için, belki de dünya da eşi benzeri bulunmayan bir güzelliğe sahip olduğu için Boğaz’ın yeri apayrıdır benim için. Her Asya yakasına geçişimde, arabamı muhakkak en sağa alıp Boğaz’ın o nefesimi kesen güzelliğini içime çekerek yavaş yavaş geçerim köprüden. Bir ziyafet, bir şölen gibi… O görüntünün bana verdiği doygunluk hissi ile devam ederim yoluma.

Boğaz’ın suyu, akışı, girdapları, akıntıları hayat gibidir. Yaşam akar o sularda. Yaşamın bize sunduğu tüm inişleri, çıkışları, gelgitleri, aydınlığı, karanlığı taşır içinde. Herkesin o sularda kendini bulduğu bir yer, bir an vardır muhakkak, yaşamının her hangi bir noktası ile kesişen… Sahil kenarında herhangi bir noktada durup Boğaz’ın engin sularına bakarken, üzerine dantel gibi nakşolmuş martılara eşlik ederken, kendi hayatınızın sularında gezdiğinizi fark ederseniz. Öyle bir büyüsü vardır ki, en kederli anınızı paylaşmak için bile gitmişseniz oraya, size hayatın her şeye rağmen güzel olduğunu fısıldar sessizce. İnanırsınız… Belki eşsizliği bundan…

Boğaz’ın her noktasının ayrı bir güzelliği var. Ancak buraları daha da güzel yapan, doğa güzelliğinin yanısıra insanları. Yıllardır bu mahallelerde yaşayan insanların Türkiye’li olmaktan öte Bebek’li, Emirgan’lı, Çengelköy’lü olmak gibi bir özellikleri var. Birbirine bağlayan, aynı bayrak altında birleşmiş gibi aynı değerler altında sımsıkı birleştiren… Buraları sımsıcak yerler yapan… Boğaz’lı olmayanların bile akın akın gelip huzur bulmaya yol açtıran… Anavatan gibi ayrılmak zorunda kalınsa da asla unutturmayan… Dönüp dolaşa gene geri gelinen… Bir annenin çocuğundan vazgeçememesi gibi asla vazgeçilmeyen…

Ve ben sonradan katılmış olsam da, bu birlikteliğin, bu sevginin bir parçası olmaktan çok mutluluk duyuyorum. Boğaz’ın sımsıkı saran kollarında huzur buluyorum…

1 yorum:

Yasemin Pforr dedi ki...

İstanbul'a kızıyorum o başka ama boğazımda birşey düğümlendi okurken...benim de ne kadar çok yaşanmışlıklarım var oralarda...

Ayça Kulen Seral