22 Kasım 2018 Perşembe

TORONTO GÜNLÜKLERİ -13

Pırıl pırıl güneş parlıyor dışarıda. Masmavi bir gökyüzü, hava dingin rüzgârsız. Harika değil mi? Ancak -10 derece sıcaklık! Kasım ayında olduğunu falan unutuyorsun. Benim gibi çok üşüyen biri için sadece pencereden baktırıyor bu hava. Tabii alışacağız, Allah'ın emri yoksa bütün kış evde geçmez hayat. Hiç bir şey olmasa alışveriş için falan yani. Ama bugünlük almayayım. Şöyle yavaş yavaş alıştıra alıştıra soğur hava değil mi? Yok kardeşim güm (pat diye değil valla) diye düşüverdi derece. Bu günden sonra -2 , -3 falan oldu mu aa ne iyi ısınmış hava diye atacağız kendimizi sokağa. Bu da Allah'ın bir taktiği olsa gerek. Salı günü - Salı günü sinemalarda halk günü daha ucuz - sinemaya gideyim dedim. Herkesin gidip bir benim gidemediğim Bohemian Rapsodi'ye. Amma velakin, ben takmışım kafaya seans 16:50'de diye, meğerse 6:50pm'miş yani 18:50'de! alışmamışız ki öyle am pm falan, 6'yı görünce yapıvermişim 16:50. Neyse sinemaya kadar yürüdüm. Hava -2,-3 falan. Kapı duvar. Orada bir adamacağız bana 6:50 PM olduğunu açıkladı zavallım. Popcorn'lar bile hazır değil, bilet gişesi kapalı dedi üzüntüyle. Geri yürüdüm eve. Bir üşüdüm bir üşüdüm. Kimse beni iki saat sonra evden çıkaramadı. Hadi gitti diyelim, çıkışta saat 9 PM yani 21:00 falan. daha da soğuk olacak. Bırrr!Almayayım ben. Kalsın film başka bahara. Şükür ki bugünden sonra tekrar artı derecelere çıkacak görünüyor. Yaşasın! 

Burada ilgimi çeken bir konu buranın sağlık sistemi. Bir kere özel doktor yok burada! Öyle canın çektiğinde, para benim değil mi kardeşim istediğim doktora giderim durumu yok! Bizim gibi hastalık hastası, zırt pırt doktora giden bir millet için biraz zor bir durum. Her mahallede klinikler var. Herkesin aile doktoru var. Önce bunlara gidiyorsun. Ciddi bir durumsa seni sevk ediyor gerekli doktora. Ya da MR, tomografi vs için onay veriyor. Ha bu istek kağıdını alınca aman da hop çektireyim MR'ı falan durumu yok. Aylar sonrasına randevu veriliyor.  Zaten mümkün mertebe az radyasyon gitsin vücuda diye çok az çekiyorlar. Şöyle örnekleyeyim. Benim ev sahibi çok fena düşüp başını çarpıyor. Başından kan akıyor bayağı. Ambulansla hastaneye götürülüyor. Hastanede ilk bakımı yapılıp 5-6 saat tutuluyor. Bakıyorlar tehlikeli bir durum yok, şuna dikkat et buna dikkat diyerek eve yolluyorlar. Ne bir röntgen ne bir MR! Aradan geçen iki haftada hasta kendini daha iyi hissediyor ama hala baş dönmeleri var. Aile doktoruna söylüyor sıkıntısını. CT scan yapalım diyor aile doktoru. Neredeyse bir ay oldu düşeli, hâlâ CT scan tarihi bekliyor valla. Eğer buralı değil yabancıysanız muhakkak sağlık sigortası yaptırmakta fayda var. Önce siz ödüyorsunuz sonra sigortadan talep ediyorsunuz. Burada hastaneye adım atmanın bedeli 900 CAD. Geri alırsınız almazsınız orası şüpheli! Hasta olmamakta fayda var!

Öyleydi böyleydi derken burada en sevdiğim şey huzurla güne uyanmak. Uzaktan memlekete bakınca daha karanlık görünüyor her şey. İçindeyken bir şekilde öffleyip pöffleyip yaşayıp gidiyorsun ama bir kere o düzenin içinden çıktın mı, başka bir hayatın mümkün olduğunu görünce daha da karanlık geliyor insana. Açıkça itiraf edeyim ki, ailemi, kedilerimi, köpeklerimi, dostlarımı çok çok özledim ancak ülkeyi hiç özlemedim. Çocukluğumda yazları babamı ziyarete giderdim Almanya'ya ve bir ay kalırdım. Dönüşte uçaktan inince toprağı öpesim gelirdi. Öyle özlerdim, öyle severdim ülkemi. Alman yanım hiç yokmuşcasına kendimi köküne kadar Türk hissettim her zaman. O günlerden bu günlere gelmek için üzüyor beni. Kanada tecrübesi edinmeden evvel yurtdışında yaşama ihtimalini hiç düşünmedim ama şimdi düşünüyorum. Zaten kızım da üniversiteye başlamış olacak ve benimle göbek bağı kesilmiş olacak. Bakalım hayat neler getirecek, gösterecek? Hayata akışa bırakmayı öğrendiğimden beri öyle değişik, hoş, sürprizler oluyor ki bu konuyu da akışına bıraktım. Eminim evrenin vardır benim için planı :)

Buraya geleli iki ayı geçti. Artık alıştık ana-kız. İlk başta hayretle, hoşnut veya hoşnutsuz baktığım şeyler normalleşmeye başladı. Size bundan sonra neler yazabilirim bilmiyorum. Eğer çıkarsa bir şeyler devam ederim günlüklere. Eğer çıkmazsa bu kadarmış diyelim.



Hiç yorum yok: